Anasayfam Yap | Favorilere Ekle | Künye | İletişim | Reklam

    Anasayfa

   Resim - Fotoğraf

    Sahne Sanatları
    Müzik - Konser
    Sinema - Tv
    Kültür - Edebiyat
    Tarih - Arkeoloji
    Tasarım - Mimari
    İnsan - Polemik
  ●  Bizden Haber
  ●  Yazarlar
  ●  Yasal Uyarı
  ●  Linkler

 

Bizi Facebook'tan Takip edin Bizi Twitter'den takip edin

 

Üye / Yazar Girişi

 Kullanıcı :

 Parola   :

  Kayıt Ol

 

 

Kuzgunun Rüyaları

ŞEHİR TİYATROLARI
İSTANBUL DEVLET TİYATROSU

  


 

 

 

 

 

 

İSTANBUL BİENALİ – BÜYÜKADA AYAĞI

Bu sene 14.sü yapılan ve 1 Kasım tarihine kadar sürecek olan İstanbul bienali şehrin çeşitli semtlerine yayılmış müze ve mekanlarda devam ediyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenip, kültüre destek veren iş dünyasının önemli şirketlerinin ailelerinin sponsorluğu (bilinçli izleyici, bu destekçileri zaten biliyor ve takdir ediyor!), yerel yönetimler ve kültür bakanlığı desteği ile Türkiye’nin kültür ve sanat ufkunu derinleştiren bu ve bunun gibi etkinlikler, bugünlerde ülkemizin üzerine çöken terör karanlığına karşı Türkiye’nin bir cevabı sanki! Bu ülke kültür ve sanatı ile Ortadoğunun olanca karmaşası içinde dimdik ayakta kalacak.

Küratörlüğünü CarolynChristov Bakargiev’in yaptığı Tuzlu Su ana temalı bienal ağırlıklı olarak Contemporary Art dedikleri modern sanat eserlerinden oluşuyor. Mekanlar çok çeşitli ve etkileci. Müzelerin yanında metruk konaklar, köşkler, vapurlar, okullar, özel konutlar, oteller, eski bankalar kullanılmış, bazen mekan ile sergilenen işlerin ilişkisi çok güzel birliktelik yaratmış. Bienal sadece sergilerden oluşmuyor, anlaşılması zor bu sanat türünü anlaşılır hale getirmek için yuvarlak masa tartışmaları, seminerler, sözlü sunumlar, söyleşiler ve çocuklara yönelik eğitim programları da düzenlenmiş!

Yapımcı Carolyn C. Bakargiev deniz ekseninde kente yayılan bu bienali şöyle özetlemiş:
‘Bienal dünyayı şiirsel ve politik olarak şekillendiren ve değiştiren görünür ve görünmez farklı dalga örüntülerini ve frekanslarını, su akıntılarını ve yoğunluklarını ele alıyor. Sanatla birlikte, sanat aracılığı ile yas tutuyor, hatırlıyor, kınıyor, iyileşmeye çalışıyoruz ve kendimizi bu mekanda beraber yaşamış birçok topluluğun neşe ve canlılık olasılıklarına adıyor, formdan yeşeren yaşama sıçrıyoruz!’ (Mükemmel bir açıklama! Olay ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi!)

Biz bienali gezmeye bize en cazip gözüken Büyükada ayağından başladık. İlk durağımız deniz otobüsü iskelesinde Kaptanpaşa vapuru oldu. Vapurun içine tersine çevrilmiş bir tekne iskeleti içinde hipnotik etkisi olan ve ses dalgaları ile bir ekran üzerinde sıçrayan kumlardan oluşmuş bir çalışma var. El feneri yardımı ile görülebilen diğer bir çalışmada ise ressam körlerin gördüğü rüyaları resimleyerek insan ruhunun bilinmezlerine doğru gitmiş. Teknenin üst arka katında ise nisbeten daha kolay anlaşılır olan içinde deniz suyunun dolaştığı sudan kalp çalışması var.

İkinci durağımız arkada melankolik aşıkların mekanı güzel merdivenlerden çıkıp ulaşılan, 20. Yüzyıl başı sayfiye mimarisi karakterindeki tarihi Splendid Palas oteli. Uzaklardan iki yuvarlak kubbesi ile göze batan bu tarihi hoş yaşamların geçtiği güzel günleri hatırlatan bu mekanı bienal vasıtasıyla görmek fırsatı bulunuluyor. Giriş salonu ve yemek salonu duvarlarını orijinal yağlıboya tablolar süslerken, gezginler atriumda biraz nefeslenip, artık hiç kullanılmayan piyanonun hayali notalarına kulak verebilirler. Splendid Palas otelindeki iş, William Kentridge isimli sanatçının ada ve mekanla doğrudan bağlantılı ve bu adada yaşamış ünlü Troçki’nin (Kendisi Bolşevik siyasetçi ve Marksizmin teorisyenlerindendir. Acımasız Stalin ile girdiği iktidar mücadelesini kaybedince önce İstanbul Büyükada’da yaşamış, sonra peşindeki ajanlarca Meksika’da katledilmiştir!) dönemini yansıtan !Ah İçli Makine!’ isimli eseri. Ana ekrandaki görüntülerin paralelinde, Troçki’nin ideolojisini anlatırken giderek suya gömüldüğü siyah beyaz film karelerini otel odası penceresi üzerindeki yansımasıyla izliyorsunuz.

Bir sonraki durak Mizzi Köşkü. Bir sarayı andıran kırmızı kuleli bu masalsı köşkün kendi öyküsü oldukça hüzünlüymüş. Ziyaretçilerin ‘burada ne hayatlar yaşanmıştır!’ şeklindeki hayretine tezat, bu yapıda trajediler yaşanmış. Neyse Missi Köşkünde Suzan Philips isimli sanatçının tarihi bir batığı yansıttığı bir çalışması var. Meğerse her batığın kendine özel bir sonar ses yayılımı varmış. Biz bunu filmlerde işittiğimizde sadece efekt sanırdık, meğerse doğruymuş. Ama sergide olay interaktif, yani etkileşim için sessizlik gerekiyor. Ama ne yazık ki fotoğraf meraklıları ve çocuklu aileler yüzünden ne yazık ki gerekli olan sessizlik pek sağlanamıyor!

Metruk bir konak olan Rizzo Palas’taki video işi ise Daria Martin’in Eşikte isimli videosu. İzleyenlere tekniği açısından amatörce bir çalışma gibi gelse de, ayna dokunuşu sinestezisi denilen ilginç bir nörolojik durumu anlatıyor. Bu duyguya sahip kişiler, baktıkları kişiye dokunulduğunda, o kişi bir nesneye dokunduğunda ne hissediyorsa, onu hissederlermiş!

Bienalin Büyükada ayağındaki en önemli çalışma yıkılmaya yüz tutmuş Troçki köşkünün sahilindeki, Aran Villar Rohas isimli sanatçının ve kalabalık bir ekip çalışmasının ürünü ‘Tüm Annelerin En Güzeli’ isimli bir grup heykel çalışması. Kesinlikle bienalin en etkileyici işlerinden. İyi ki denize yerleştirmişler de olası Vandal saldırılarından uzakta. Yoksa Beyoğlunda olduğu gibi ‘beğenmedim!’ diyen çok işinin uzmanı bir belediye görevlisi kaldırmaya da çalışabilirdi! Eser denizde beton blokların üzerine yerleştirilmiş gerçek boyutunda (bazıları daha büyük) çeşitli hayvan figürlerinden oluşuyor. Realistik çalışılmış plastik figürlerin üzerine tahnit edilmiş gerçek hayvan figürleri ile birlikte çeşitli bitkiler ve masalsı etki yaratacak enstellasyon ustaca yerleştirilmiş. Yıkılmak üzere olan metruk köşkün yanından geçip, bakımsız bahçenin içindeki patikadan aşağı denize inerken demir kapının ağzına gelip durunca, şaşırıyorsunuz. En çılgın rüyalardan, masallardan kopup gelmiş bir hayvan topluluğu sizi karşılıyor burada. Hiç acele etmeyin, fonda deniz ve İstanbul, oturun uzun uzun dinleyin artık!


Cengiz ÖZDER
14.09.2015

Facebook ta paylaş


Yazarın Tüm Yazıları...  -   Yazar'a mesaj yaz  -   Yorum Yaz 





 

Yorum Yaz

 

Tavsiye Et

Okuyucu Yorumları


 

SanatsalHaber Basın Konseyi üyesi olup Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. SanatsalHaber'de yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede yayınlanan yazı ve fotoğrafların her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Copyright © 2008-2015 SanatsalHaber.com.