Anasayfam Yap | Künye | İletişim | Reklam

    Anasayfa

   Resim - Fotoğraf

    Sahne Sanatları
    Müzik - Konser
    Sinema - Tv
    Kültür - Edebiyat
    Tarih - Arkeoloji
    Tasarım - Mimari
    İnsan - Polemik
  ●  Bizden Haber
  ●  Yazarlar
  ●  Yasal Uyarı
  ●  Linkler

 

Bizi Facebook'tan Takip edin Bizi Twitter'den takip edin

 

Üye / Yazar Girişi

 Kullanıcı :

 Parola   :

  Kayıt Ol

 

 

Kuzgunun Rüyaları

ŞEHİR TİYATROLARI
İSTANBUL DEVLET TİYATROSU

  


 

 

 

 

 

 

MADAM MARY

Sanatsal Haber’in kurucusu, yaratıcısı editörümüz sn Faruk Kızılbey’in çok değerli annesini kaybettik. Bir aile büyüğümüz daha sonsuzluğa yıldızların yanına uğurlandı. Aileye bir kez daha baş sağlığı diliyorum.
Nurlar içinde uyusun, uyusunlar sevgileri hep bizimle.

Madam Mary

Esasında bu başlık değildi yazım ama aniden böyle olmasını istedim. Bakalım içimdeki fırtınaları, anlatmak istediklerimi toparlayıp kaleme alabilecek miyim?

Çok şeyler anlatmak istiyorum zira, ben ile başlayan herkesin bir anısına, hatırasına dokunan aslında yazacaklarım.

Ben, hiçbir dini, siyasi görüşü, inanışı ilk plana alıp dostluklara yön veren bir ailede büyümedim. İlk koşul hep iyi insan olmaları, birlikte paylaşımlardan zevk almanın değeri ile büyüyen bir çocuktum.

Bu yüzden de hiçbir ayrım yapmadan çok güzel dostluklar kurdum, sohbetler ettim, keyifler aldım.

Şimdilerde her an bunların konuşulması beni çok rahatsız ediyor, kardeşi kardeşe düşürmekten farksız geliyor. İnanıyorum ki yine yeniden birbirini seven, kollayan bir dünyada yaşamamız mümkün olur, ben-sen demeden… Çok bir şey istemiyorum değil mi? ‘Hayat kısa...’ klasik bir cümle gözükse de hakikaten uzun gibi yaşanan ama kısacık ömürler. Koşa koşa bir yol aldığımız zaman zaman güne şükretmeyi unuttuğumuz, bazen hırslarımıza esir olduğumuz bazen acı bir şey duyduğumuzda kendimize geldiğimiz, elimizdekilerle yetinemeyip daha çok isteyip diğer dünyaya göçerken hiçbirşeyleri götüremediğimiz, arkada bırakılacak en değerli anmanın ise iyilik olduğunu unuttuğumuz kısacık bir dünya.

Bu sene yaz tatilinde tanıştığım güzel projelere imza atmış bir sanatçının hayatının dışarıdan görüldüğü gibi dolce-vita değil de, nasıl iyimser ve mükemmel bir anne olduğunu keşfetmem gibi. Lüle lüle bukle saçlı o dünya tatlısı kızının hayata nasılda güzel asıldığı gibi. O sevgi ortamında söylediği şarkıları, elindeki minicik bez kuklanın vazgeçilmezliği, denizde kahkaha atarak yüzme azmini birlikte yaşayınca hayatın değerli bir o kadar da sevgi dolu olması gerektiğine tüm kalbimle inandım bir kez daha. Hayat azmi demişken benim hayat dolu sevgi kalpli iki arkadaşım hayata nasılda tutunduklarını bize gösterdiler. Kimselere dilenmeyecek hastalık onların kapısını aniden çalınca paniklemeden, nasılda yüreklerindeki cesareti sergilediklerini, etraflarına kendilerinden daha çok moral verdiklerine şahit oldum.

‘Hayat kısa’ ama bir o kadar da nasıl asıldığına bağlı. Direnme gücünün, hayata bakışın önemini elllerindekilerinin kıymetini bilmenin, sevmenin çok sevmenin paha biçilmez olduğunu bir kez daha anladım. Sevme gücünün birçok insanda olmadığını da fark ettim ne yazık ki.

Madam Mary, uzun yıllardır tanıdığım son derece hoş sohbet, çok şık giyinen hayata sıkı sıkı sarılan neşeli bir Modalı hanımdı. Enerjisi beni keyiflendirirdi, evinde minik balkonunda içtiği 5 çayları beni görünce balkondan attığı lafları, güzel sohbetleri.

Yaz ayları geldiğinde renkli kıyafetleri şık hasır şapkaları… Bizim dinle dille değil insanlıkla işimiz var’ı hep hatırlatan samimiyeti.

Araya yaz girdiğinden benim de takip edemediğim Bayan Mari’nin evinin geçen gün kiralık ilanını görünce şok oldum, o en sevdiği evini neden kiraya vermişti, oğlu yurt dışında yaşıyordu ilk aklıma gelen onun yanına gitmiş olabileceği oldu.

Hemen üşenmeden kiralayan firmayı aradım ilk karşıma çıkan derdime derman olmadı müdürümüz bilir dedi onu buldum, şok oldum diyemeyeceğim zira artık genç yaşlı nerden nasıl çıkacağı belli olmayan o sevimsiz yamyam onu da bulmuştu hem de son evlerinde… Hayata bağlılığından iyimserliğinden ya fark etmedi ya da yamyam onu aniden sarmaladı…

Yazı başlığıma onun adını koydum, öyle içimden geldi ama o kadar çok etrafımda duyduğum bildiğim var ki maalesef… Hayat kısa hakikaten yaşamı ertelememek. Hırslara kapılmak ne kadar boş bir bilesek…

Neyse elinde ki onu doya doya yaşamak… Yüklerden ki bu tamah ettiğimiz eşyalar, kıymetli dediğimiz taş parçası mücevherler, sadece bana denilen tüm arsızlıklar, yetinemediğimiz markalar, lüks arabalar daha liste uzar gider…

Nerde yaşarsan yaşa önce insan sevgi dolu insan ol.
Çok sevdiğim bir cümle ‘elindekini paylaşacaksın ki Allah sana da versin’

Hayatın gerçeklerin unutmamak dileğiyle… Güzel, sağlıklı ve bolluklarla yaşamak temennisi ile.


Perrin GÖKDEMİR ÜLKER
17.09.2014

Facebook ta paylaş


Yazarın Tüm Yazıları...  -   Yazar'a mesaj yaz  -   Yorum Yaz 



 

Yorum Yaz

 

Tavsiye Et

Okuyucu Yorumları


 

SanatsalHaber Basın Konseyi üyesi olup Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. SanatsalHaber'de yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede yayınlanan yazı ve fotoğrafların her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Copyright © 2008-2021 SanatsalHaber.com.