Anasayfam Yap | Favorilere Ekle | Künye | İletişim | Reklam

    Anasayfa

   Resim - Fotoğraf

    Sahne Sanatları
    Müzik - Konser
    Sinema - Tv
    Kültür - Edebiyat
    Tarih - Arkeoloji
    Tasarım - Mimari
    İnsan - Polemik
  ●  Bizden Haber
  ●  Yazarlar
  ●  Yasal Uyarı
  ●  Linkler

 

Bizi Facebook'tan Takip edin Bizi Twitter'den takip edin

 

Üye / Yazar Girişi

 Kullanıcı :

 Parola   :

  Kayıt Ol

 

 

Kuzgunun Rüyaları

ŞEHİR TİYATROLARI
İSTANBUL DEVLET TİYATROSU

  


 

 

 

 

 

 

JAPONYA İZLENİMLERİ

Oldukça uzakta, altı saat dilimi kadar Doğu’da; gitmesek de, görmesek de hepimizin şöyle böyle bir fikri olduğu, alabildiğince uzak ama bir o kadar da yakın hissettiğiniz bir ülke var. Farklı egzotik lisanı ve Çin alfabesinden üretilmiş o anlaşılmaz alfabe yanında çoğu büyük devlet halklarında olduğu gibi başka milletlerin dillerini öğrenmek gereğini duymuyor olmaları yüzünden bu ülke ziyaret eden yabancıların gözünde ilk anda anlaşılmaz, çözülmez gibi gözüküyor. Ama kişinin de kendisini turistik turların kolaylığına bırakıp bu ülkeyi anlamadan çözmeden gitmesi de söz konusu olmamalı!

Sophia Coppola’nın Scarlet Johannsen’li ünlü filmi ‘Lost in Translation’(Tercümede kayboldu!) da Bill Murray’in dilini, kültürünü anlamadığı ülkede kaybolduğu gibi bir yabancılaşma yaşamamak gerek!

Tek yapmanız gereken, korkuyu bırakıp kendinizi şehrin kucağına atmak!
Kısa sürede şehrin İngilizce haritasının metro istasyonlarındaki ofislerden istendiğinde tedarik edilebildiğini; metro seyahati için kullanılacak biletlerin alınacağı otomatik bilet makinelerinin İngilizce menüsü olduğunu ve en önemlisi çok sıkıştığınızda birine sorduğunuzda, o kişinin çok az İngilizce bilse bile size yardım etmeden bırakmayacağı, hele bazı ülkelerde olduğu gibi hiçbir şekilde arkasını dönüp gitmeyeceğini keşfediyorsunuz. Kendinizi böyle Japonya’nın içine bırakırsanız, (eğer merak duygunuz ve öğrenme aşkınız da varsa) bu ülkeyi çözebilirsiniz.

Japonya için en rahatlıkla yapılabilecek tanım, bu ülkenin iyi ve kibar insanlar ülkesi olduğudur.

Bir zamanlar bizim kültürümüzde de olan ama şimdilerde aniden yok olan bütün o görgüler, ve ileri sosyal kültür, bu ülkede kuvvetle varlığını koruyor!
Ahlaki değerlerini korumak konusunda oldukça muhafazakarlar.
Ama bu muhafazakarlık bizim gelenekçi kesimin gidip görmeden idealize ettiği ve kadının etek boyu ile sınırlı türden olanı değil!(Bazı gençler oldukça uçuk kıyafetler giyebiliyorlar! Harajuku bölgesinde anime karakterler gibi giyinip kendini gösterenleri, gözünüzü dikmeden izlemek eğlenceli!)

Gençler Batı tarzı yaşıyorlar; el ele tutuşup, sokaklarda bira içebiliyorlar.
Muhafazakarlıkları gerçek anlamda, ahlakın faziletleri olan değerlerin korunması yönünde gelişmiş! Örneğin bu ülke çok güvenli, hırsızlık ve şiddet yok! (Belki biz ailece gezdiğimiz için riskli bölgelerden uzak durduğumuzu düşünebilirsiniz ama bütün seyahat kitapçıkları böyle yazıyor!)

İnsanlar dürüst, yabancıları kimse aldatmayı düşünmüyor! Açgözlülük yok!
Bakış terbiyesi ise başlı başına bir kültür! Kimse kimseye dik dik bakmıyor, zaten bir kişi ile bile göz göze gelmiyorsunuz. Birisine bir şey söylemedikçe, yüzüne bakmak bu kültürde ayıplanıyor!

Gürültü çıkarmak, araçlarda klakson çalmak hep utanç verici eylemler.
Bütün bu anlattığımız değerler Tokyo gibi vahşi kapitalizm’in kalelerinden birinde bile kuvvetle hakim. Hele Güney’de eski başkent ve kültür şehri Kyoto’ya ve diğer bazı şehirlere gittiğinizde, iyice belirginleşiyor.

Bizim ülkemizle aradaki saat farkı yüzünden ben ilk günlerde jet lag (uçuştan dolayı, uyku düzensizliği hastalığı) denen uyku saatlerinin bozulması rahatsızlığı yaşadım.
Onca yorgunluğa karşın, gece yarısı gözlerim açılıp uyku imkansız hale geldiğinde, çaresizce TV kanallarını karıştırıp uykumun gelmesini bekliyordum.

İngilizce kanal yoktu, anlamadan belgesel kanallarına göz atıyordum. Zaten devlet tv’si NHK’de kanalların çoğu belgesel ve kültür kanalıydı. Bunun dışında pembe dizi, sohbet, spor yayını yapan kanallar vardı. Ama nedense haber kanallarında bizde ki gibi siyasi ağırlık yoktu. Hiçbir şekilde başbakan veya bir hükümet yetkilisi haberlerde çıkıp konuşmuyordu. Zaten orada bulunduğumuz periyod ancak Türkiye’ye dönünce anladığımız gibi (Temmuz ortası) seçim dönemi idi ama bunu anlamak hiçbir şekilde mümkün değildi!

Ne sokaklarda vahşice süslemeler, ne de TV’de gergin siyasal tartışmalar gördük. Toplum gelişmiş toplum, siyasal açıdan idrak noksanı olmamalı ama ilginçtir, heyecansızlar, Amerikalıların deyimi ile ‘Cool’ takılıyorlar! İnternet’te bir yorumda halkın %80 inin başbakanın adını bile bilmediklerini okudum.
Keşke bizde de yönetenler egolarını biraz kontrol altına alabilseler ve sürekli TV’lere meydanlara çıkıp milleti politize etmeseler!

Japonya çok temiz bir ülke. Bunu sağlayan halk olmalı çünkü sokaklarda çöp temizleyen bir çöpçü görmedik! Çevrede çöp atığı için bir çöp kutusu bile olmamasına rağmen kimse çöpünü yere atmıyor. Biz de çaresiz onlara uyduk, çöpümüzü çantamızda taşıdık, ancak nerede bir meşrubat otomatından içecek almak gerekti, çöpümüzü çantadan çıkarıp makinenin çöp haznesine bıraktık!

Temizlikten bahis açılınca, Japonya’daki tuvaletlerin temizliği ve teknolojisi anlatılır gibi değil!

Bir tuvalet kültürü oluşmuş. İleri derecede temizlik sadece otel tuvaletlerinde, marketlerde ve lokantalarda değil; kimselerin pek uğramadığı bir parkın umum tuvaletinde, veya günde 3 milyon insanın geçtiği Shibuya tren istasyonunda dahi, aynı temizlik ve yüksek teknolojili sistemler bulunuyor ve her daim temizler!

Artık affınıza sığınarak anlatmak şart oldu!
Tuvalet bildiğiniz alafranga tuvalet ama özelliği, el değmeden kişisel temizliği sağlayan ultra-modern elektronik kumandasında.
Oturmadan önce biraz kağıt koparıp dezenfektan sprey ile ıslattıktan sonra klozeti siliyorsunuz. Aslında zaten sizden önce kullanmış olan bu işi zaten yapmış oluyor.
Yani bizde ki gibi ıslak bulmanız olası değil!
Sonra oturduğumuzda, ağırlığınızdan duyulanan bir sensör oturma mahallinin içinde sıcak su dolaştırıp klozeti ısıtıyor!(Bu özellik kışın önemli olabilir!)
Klozet kumanda paneli kol şeklinde yanda veya duvarda kumanda paneli şeklinde. Japonca okuyamasanız da, şekillerden olayı anlıyorsunuz. Önce nota işareti düğmesine basınca, tuvalet mahalli hoparlörden gelen su sesi ile doluyor böylece hacet sırasında çıkan sesler maskeleniyor. İşiniz bitince yıkama düğmesine basıyorsunuz böylece temizleme suyunun şiddetini, sıcaklığını ve yönünü ayarlıyorsunuz. Sonrasında kurutma butonuna bastığınızda, sıcak hava üflenerek yıkanan bölgeyi kurutuyor! Sonra kalktığınızda ola ki rezervuar sifonunu çekmeyi unuttunuz, bazı tuvaletlerde su otomatik çekiliyor. Bu fantezi değil, fantastik; her yerde böyle, gidip görmeden inanın!
Bunları anlattım çünkü bizde nedense muhafazakar yönetimler, geleneği dinle karıştırdıklarından, ısrarla bütün dairelerde alafranga tuvaletleri ve pisuvarları söküp, alaturka tuvalet koymak yoluna gidiyorlar.
Kim ne derse desin, alaturka tuvalet temiz değildir, erkekler ayakta küçük ihtiyaçlarını giderip etrafa sıçratırlar. Ayrıca bu devirde elle yıkamak, taharet almak gibi bir davranışta ısrar etmek, ne derecede rasyoneldir, sormak gerek!

Bu yazımızda artık anladığınız gibi, Japonya gezi notları yazmadık.
Sanatsal haber formatı gezi yazısına uygun olmayabilirdi. Ama halkların sosyal davranışları ve kültürleri bu derginin ilgi konusuna girdiğinden, biz de bu paralelde Japon halkının övülmesi gereken yönlerini anlattık!

Son olarak en çok takdir edilmesi gereken ve Japonlar hakkında hepimizin bildiği bazı özelliklerden söz etmeden, bu yazıyı bitirmeyelim.
Japonlar bizlere tezat çok işbirliğine uygun insanlar. Birlikte iş yapmaya çok yatkınlar. Yine herkesin bildiği gibi çalışkanlar ve işlerini yaparken çok ciddiler. İş esnasında birbiri ile şakalaşan, dalga geçen, birbirine takılan, birbiri ile konuşan(sohbet eden) bir çalışan görmek olası değil!

Japon milleti olarak tamamı, kurallara uymakta çok ilerideler.(Darısı Türk milletinin başına! Ama bütün bunlar da Türk milletini Japonlarla kıyaslamak, küçümsemek için yazılmadı; sadece iyi örnek göstermek amaçlandı! Türkler de ders çıkarmayı bilir sonuçta!)


Cengiz ÖZDER
24.07.2013

Facebook ta paylaş


Yazarın Tüm Yazıları...  -   Yazar'a mesaj yaz  -   Yorum Yaz 









 

Yorum Yaz

 

Tavsiye Et

Okuyucu Yorumları


 

SanatsalHaber Basın Konseyi üyesi olup Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. SanatsalHaber'de yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede yayınlanan yazı ve fotoğrafların her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Copyright © 2008-2015 SanatsalHaber.com.