Anasayfam Yap | Favorilere Ekle | Künye | İletişim | Reklam

    Anasayfa

   Resim - Fotoğraf

    Sahne Sanatları
    Müzik - Konser
    Sinema - Tv
    Kültür - Edebiyat
    Tarih - Arkeoloji
    Tasarım - Mimari
    İnsan - Polemik
  ●  Bizden Haber
  ●  Yazarlar
  ●  Yasal Uyarı
  ●  Linkler

 

Bizi Facebook'tan Takip edin Bizi Twitter'den takip edin

 

Üye / Yazar Girişi

 Kullanıcı :

 Parola   :

  Kayıt Ol

 

 

Kuzgunun Rüyaları

ŞEHİR TİYATROLARI
İSTANBUL DEVLET TİYATROSU

  


 

 

 

 

 

 

TAKSİM’DE GEZİ PARKININ YERİNE YAPILACAK YAPI İÇİN BİR ÖNERİ

Geçtiğimiz hafta şehircilik açısından gündemde, İstanbul Taksim meydanının yeniden düzenlenmesi ve Gezi Parkının bulunduğu yere eskiden yıkılmış olan Topçu Kışlasının restitüsyonu (yeniden yapılması) konusu vardı.
Büyük olasılıkla Ankara’daki hükümetin talimatıyla belediyenin hazırlattığı ama açıklandığında bilim adamlarının, şehircilerin, sivil toplum kuruluşlarının tepkisini çeken bu proje;
ne yazık ki bugüne kadar edindiğimiz izlenime göre (Kars’ta onca tepkiye rağmen yıkılan heykeli hatırlayın!) dayatılacak ve kim ne derse desin bitirilecek gibi gözüküyor!
Projenin bir ayağı Taksim’deki araç trafiğinin yer altına alınacak olması. Bu çalışma şu anda yaya geçişini engellemiş olması dışında, ciddi eleştiriler almıyor! Bittiğinde meydanda yaya kullanım alanının artacağı ve yayalar üzerindeki araç baskısının kalmayacağı söyleniyor, umarız vatandaş için iyi olur. Ama bu aşamada çevrenin aniden kapatılıp yaya geçişinin engellenmiş olması, yayaların çok uzaklardan dolaşmak zorunda kalması yanlış.
Acaba bazı yerlerden portatif çelik üst yaya geçişleri ile geçiş kolaylığı sağlanamaz mı?

İstanbul Büyükşehir Belediyesince hazırlattırılan paralel bir projede ise şimdi parkın olduğu bölgeye büyük bir yapı kondurulacak! Projeye göre yeni yapılacak kışlanın yüksekliği 5 katlı, kulelerin yüksekliği ise 10 katlı bir apartmana denk geliyor. Projede kışlanın ortasında bir de buz pisti görülüyor.
Yapılacak olan yeni kışla, Gezi Parkı’nı çepeçevre kaplayacak. Zemin katta 10’dan fazla dükkân ‘kafeterya’, beş dükkân ‘kitap satış’ bir dükkân da ‘sanat galerisi’ olarak belirlenmiş. Üst kat ise ‘Müze/sergi’ alanı görünüyor. Bazı spekülasyonlarda ise yapının AVM olarak kullanılacağı şeklinde.

Tepkilere gelince:
1.Belediye bu konuyu yürürlüğe koymadan önce üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve uzmanları ile tartışma gereğini duymuyor.
Katılımcı demokrasilerde, açık toplumlarda böyle şehirin en önemli kamusal alanı üzerinde bir tasarruf yapılacak ise bu konu kamu ile açıkça tartışılır ve görüşler alınır. ‘Ben en iyisini bilirim!’ denilmez. 2.Gezi parkındaki ağaçların kesilecek olması çevrecilerin tepkisini çekiyor. ‘Zaten bu parkın uzun süredir bakımsız bırakılmış olması, çoktandır böyle planlar yapıldığının işareti’ deniyor.
3.Projede Kışlanın ortasındaki avluda buz pateni pisti düşünülmekte oluşu bir fantezi olarak değerlendiriliyor!
İstanbul gibi Akdeniz ikliminin kenarındaki ve küresel ısınmadan ötürü gittikçe daha ısınan bir kentte fizik olarak buz pateni fizibil olmamalıdır. Böyle bir şey yapılacak olsa, özel sektör yapmalı. (Zaten özel sektörün şimdiye kadar yapmış olduğu buz pateni pistleri çalışabildi mi?)
4.Dükkan, kafeterya ve AVM fonksiyonlarının ise temelde, rant üretme çabaları olacağı iddia ediliyor.
Bu gerekçelerin hepsi güçlü gerekçeler.
Benim bunlara ekleyeceğim, yeniden yapılacak olan Topçu Kışlası binasına ne fonksiyon verilirse verilsin, o binanın ruhu olmayacağı! Üzerine yapılan bütün o yamalar sanki tematik park gibi hafif kalacağı!

Bunu tek istisnası olabilirse, o da şimdi önereceğim şey.
Yapılacak olan bina İstanbul’ın ihtiyacı olan Ulusal Müze’ye ev sahipliği yapmalı! Bu ortada dolaşan en olumlu öneri!
Gerçi halihazırda projenin ikinci katı için bir Müze plana konmuş (Bölük pörçük,biraz müze, biraz kafeterya ve dükkan bence değer artırmaz!).
Ama ben bir günde gezilemeyecek kadar büyük, dev bir ulusal müze kastediyorum.
Bakınız dünyanın en büyük kentlerinin herbiri bir milli müzeye ev sahipliği yapıyor.
New York’ta Metropoliten, Londra’da British Museum, Paris’de Luvr, Madrid’de Prada, Moskova’da Puşkin Müzesi, Tokyo’da Ulusal Müze vs. müzeler, bulundukları ülkelerin kültür hazinelerini sergileyip, bulunduğu ülkenin zihinsel birikimine katkıda bulunup, şehirlerine ruh veriyorlar.
İstanbul’da devlet ve özel sektöre ait çok sayıda müze var. Şehre gelen turistler ilk buraları dolaşıyor.
Ama yetmiyor! Bir Ulusal müzeye ihtiyacımız var.
İstanbul yakın vadeli planlarda 15 milyon turisti ağırlaması düşünülüyor. Bu kadar önemli bir sayı için ulusal müzenin önemi yadsınamaz.
Milli müzelerin ülke açısından önemini özetleyeyim.
Bu müzelerin temel fonksiyonu, bulundukları ülkenin tarihsel ve güzel sanatlar açısından birikimlerini insanlara aktararak onları bilgilendirmektir.
Ulusal müzelerde sergilenen eserler ile o ülkenin kültürel birikimi, gezen insanların gözlemleri ile zihinsel bir olgu yaratır ve o ülkenin kültürel varoluşu kendi halkında ulusal farkındalık olarak oluşurken, bir yandan da gururla dışardan gelenlerin yani dünyanın gözü önüne sunulur.

Mimar ve şehir planlamacı olmasam da, kültür ve sanatsever olarak naçizane bu öneriyi ilgililerin ve şehrini, ülkesini seven insanlarımızın dikkatine sunuyorum.
İstanbul’a bir ‘Ulusal Müze’ kazandıralım! (Avlusuna da botanik bahçesi kuralım! Her büyük kentin botanik bahçesi var ama İstanbul’un henüz yok!)
Taksim’e bu yakışır.


Cengiz ÖZDER
17.11.2012

Facebook ta paylaş


Yazarın Tüm Yazıları...  -   Yazar'a mesaj yaz  -   Yorum Yaz 





 

Yorum Yaz

 

Tavsiye Et

Okuyucu Yorumları


 

SanatsalHaber Basın Konseyi üyesi olup Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. SanatsalHaber'de yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede yayınlanan yazı ve fotoğrafların her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Copyright © 2008-2015 SanatsalHaber.com.