Anasayfam Yap | Favorilere Ekle | Künye | İletişim | Reklam

    Anasayfa

   Resim - Fotoğraf

    Sahne Sanatları
    Müzik - Konser
    Sinema - Tv
    Kültür - Edebiyat
    Tarih - Arkeoloji
    Tasarım - Mimari
    İnsan - Polemik
  ●  Bizden Haber
  ●  Yazarlar
  ●  Yasal Uyarı
  ●  Linkler

 

Bizi Facebook'tan Takip edin Bizi Twitter'den takip edin

 

Üye / Yazar Girişi

 Kullanıcı :

 Parola   :

  Kayıt Ol

 

 

Kuzgunun Rüyaları

ŞEHİR TİYATROLARI
İSTANBUL DEVLET TİYATROSU

  


 

 

 

 

 

 

SPORUN KÜLTÜR VE SANATLA BİRLİKTELİĞİ:

Londra 2012 olimpiyatları Açılış töreni

Sporseverlerin yıllardır merakla beklediği 2012 Yaz Olimpiyatları, sonunda Londra’da yapılan görkemli bir açılış töreniyle başladı.
Bilindiği üzere olimpiyat dört yılda bir yapılan geniş kapsamlı bir spor organizasyonu ve dünyanın bütün ülkelerinden en yetenekli,başarılı çapında sporcuların yarıştığı ve yayın yoluyla bütün dünyanın izlediği dünyanın en büyük spor olayı.
Oyunlar artık gelenekselleşmiş olan gösterişli açılış törenleri ile başlıyor.
Bu seneki gösterilerin organizasyonu, ünlü İngiliz sinema yönetmeni Danny Boyle (unutulmaz ‘Trainspotting’ ve populer ‘Slumdog Millioner’ filmlerinden hatırlayınız!) tarafından yönetilmiş. Yönetmen sanat dünyasından olunca, gösterilerin sanatsal değeri de yüksek olmuş.

Biz gösteriyi Eurosport ve TRT ekranları arasında sürekli kanal değiştirerek, dönüşümlü olarak izlemek durumunda kaldık.
Devlet televizyonunun görüntü kalitesi yüksekti, ekran uyumu vardı ama yorumcu bizim beklediğimiz dolulukta değildi(Belki de biraz böyle mi gerekiyordu?).
Eurosport ekranında ise görüntü zayıf olmakla birlikte, seslendiren yorumcular derslerini iyi çalışmış kültürlü insanlardı.
Opera ve bale gibi görselliği yüksek sanatları izlerken nasıl elinizde oyunun bir metini olursa daha iyi izlerseniz, açılış gösterilerinde de bu kanaldaki yorumcular, yaptıkları derinlikli yorumlarla gösteriyi daha iyi anlamamıza yardımcı oldular.

Seyredemeyenler için gösteriyi özetleyeyim:
Önce ekranda Britanya’nın dünyaca ünlü doğal ve tarihi yerleri tanıtıldı, sonra stadyuma çevrildi kameralar ve seyirci koltuklarının, tribünleri ekran gibi kullanılmasını sağlayacak LED panellerle donatıldığı görüldü. Mavi bir örtü seyircilerin üzerinden bir dalga gibi geçirildi, burada seyircinin interaktif şekilde gösteriye katıldığı görülüp takdir edildi. Sonra kısa süre önce Avrupada çok saygın bir yarış olan Fransa bisiklet turunun galibi Bradley Wiggins 23 tonluk dev çanı çalarak gösteriyi başlattı. Britanya tarihinin canlandırıldığı ilk sahnede sahanın tamamını ünlü ‘Yüzüklerin Efendisi’ romanındaki Hobbitlerin ülkesini andıran güzel pastoral yaşam canlandırıldı.
Sonrasında sahne değişti, dev bacalar, fabrikalar ile yansıtılan sanayi devrimi dönemi canlandırıldı. Savaş sonrası Birleşik Krallıkta gelişen sosyal, beşeri ilerlemeler ise çocuk hastanesindeki çocukların ve hastabakıcıların masalsı bir kurgu içinde oyunlarıyla canlandırılırken, ülkedeki duygusal gelişim vurgulandı. Yirminci yüzyıl Britanyası ise bir müzikal kıvamında gösterilerle devam etti.
Cesur sürpriz ise son James Bond karakterini canlandıran Daniel Craig’in Kraliçe Elizabeth’i saraydan alarak helikopterde ona eşlik ederek güvenliğini sağlaması ve paraşütle atlayarak stadyum’a ulaşmaları (gerçekte kraliçe atlamadı doğal olarak, onların yerine mankenleri atıldı sanırım!) gibi esprili bir senaryo idi. Benzer bir sinemasal kurgulu bir gösteri ise ünlü futbolcu David Beckham’ın Thames nehrinde süratle motor sürerken olimpiyat ateşini ünlü Tower Bridge altından geçirerek Doğu Londra yönünde taşımasıydı.

Sırada yarışmalara katılacak ülke sporcularının geçişi vardı. Bu geçiş ülkelerin giyim, kuşam, görünüş açısından yarışı gibiydi.
Sabırla bizim ülkenin ekibinin geçişini bekledik. Ekibimizin giyim kuşamları özenliydi, güzeldiler, yakışıklıydılar. Enerjik, neşeli ve hareketliydiler, bu yönleri ile Batılı zengin refah ülkesi sporcularından hiç farkları yoktu. Gurur duyduk.
Daha sonra finale doğru, olimpiyat ateşi öncekilerin aksine bir kişi tarafından değil de yedi genç sporcu tarafından ateşlendi, ancak yerden göğe yükselen meşaleler olimpiyatlara katılan 200 aşkın ülkeyi temsil eden sayıdaydı, meşalelerin ateşi güçlendi,tek bir meşale halini alırken gösteri Beatles’ın ünlü ‘Hey Jude’ parçası ile sonlandı.

Şimdi bütün bunları neden anlattık, konunun anafikrine dönelim.
Bir spor olayında bile, kültür ve sanatın sağladığı zihinsel güç olmadan olmuyor.
2008 senesindeki Pekin olimpiyatlarının açılışı da görkemliydi, hatta 2012 den daha görkemliydi.
Ama sonuçta bir sirk gösterisi gibiydi. Yerel kültürün zenginliği vardı ama sonuçta evrensel kültür açısından, rasyonel zihinsel temel açısından bu son açılış töreninden geride idi.
Sanırım Londra olimpiyatları açılışı törenlerinin sanatsallığı artık bundan sonrası için bir temel standart olacak.
Bundan sonra bu işi yapacak olan ülkelerin düzenlediği açılış gösterileri bununla kıyaslanacak.

Sonuçta bu durumla biz Türkiye olarak yüzleşecek durumda olabiliriz.
Türkiye 2020 olimpiyatlarının belli başlı adaylarından. Diğer adaylar daha önce olimpiyat düzenlemiş olduklarından, İstanbul’un şansı yüksek.
Peki bu organizasyonu biz düzenlersek, bunun altından kalkabilirmiyiz?
Ülkenin kültürel birikimi buna yetecek mi? (Yoksa yapılacak tören ve gösteriler bir okul müsameresi tadında mı kalacak?)

Son zamanlarda sanata ve sanatçıya (onlar doğaları gereği muhalif oldukları için) burun bükülmeye başlandı.
Ünlü şehir tiyatroları bağımsızlığını kaybetti, devlet tiyatroları yıpratıldı ve dünyaca ünlü besteci ve piyano virtüözü ise neredeyse linç edildi!
Gerçi son demecinde başbakan, ‘kültür ve sanata destek verdiklerini’ söylüyor ama genel iklim böyle!

Bu şartlarda 2020 olimpiyatları organizasyonunu alırsak,başarılı olurmuyuz?
Tarihimizi,kültürümüzü, coğrafyamızı evrensel kültür standardında anlatabilirmiyiz? Yoksa tatsız, didaktik anlatımda ifade etmeye mi kalkarız? Yoksa parayla yaptırdığımız reklam filmi tadında içeriği boş sunumlar mı yaparız?
Şimdi ortada fol yok yumurta yok ama gelecekte eğer o organizasyonu alabilirsek; umarım dersimizi alır ve ödevimizi başarıyla yapabilecek seviye ve anlayışlarda oluruz!


Cengiz ÖZDER
01.08.2012

Facebook ta paylaş


Yazarın Tüm Yazıları...  -   Yazar'a mesaj yaz  -   Yorum Yaz 







 

Yorum Yaz

 

Tavsiye Et

Okuyucu Yorumları


 

SanatsalHaber Basın Konseyi üyesi olup Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. SanatsalHaber'de yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede yayınlanan yazı ve fotoğrafların her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Copyright © 2008-2015 SanatsalHaber.com.