Anasayfam Yap | Favorilere Ekle | Künye | İletişim | Reklam

    Anasayfa

   Resim - Fotoğraf

    Sahne Sanatları
    Müzik - Konser
    Sinema - Tv
    Kültür - Edebiyat
    Tarih - Arkeoloji
    Tasarım - Mimari
    İnsan - Polemik
  ●  Bizden Haber
  ●  Yazarlar
  ●  Yasal Uyarı
  ●  Linkler

 

Bizi Facebook'tan Takip edin Bizi Twitter'den takip edin

 

Üye / Yazar Girişi

 Kullanıcı :

 Parola   :

  Kayıt Ol

 

 

Kuzgunun Rüyaları

ŞEHİR TİYATROLARI
İSTANBUL DEVLET TİYATROSU

  


 

 

 

 

 

 

İSTANBUL ŞEHİR TİYATROLARININ SONU MU?

İstanbul’da şehrin kültür hayatının önde gelen sanat yuvası Şehir Tiyatrolar da, sonunda muhafazakarlaşma hareketinin kurbanı oluyor.
Yıllardır şehirde tiyatroyu kitlelere ulaştıran, bütün oyunları ve salonları çoğunlukla dolu perde açan bu faydalı ve güzel kurumun üzerinde şimdilerde kara bulutlar dolaşıyor.

Gazetelerden hepimizin izlediğimiz olay, birdenbire belediyenin meclisinden geçirilen bir yönetmelikle başladı.
Bu yeni yönetmeliğe göre, artık sanatçıların değil de, belediye bürokratlarının söz sahibi olacağı bir yönetim geliyordu Şehir Tiyatroları’na.

Yönetim kuruluna genel sanat yönetmeni yerine belediye genel sekreter yardımcısının başkanlık edeceği yeni düzende; yedi kişilik kurulda daire başkanı, müdür, bir belediye meclisi üyesi olacaktı. Bugüne kadar kurum sanatçılarının kendi içlerinden oylayarak seçtiği iki üye artık belediye başkanı tarafından belirlenecekti.

Ama genel sanat yönetmenini de belediye başkanının atadığını düşünüldüğünde şehir tiyatrolarının artık tamamen yerel yönetimdeki siyasi görüşün hakim olması kaçınılmaz olacaktır.

Yönetmeliğin tam adı: Şehir Tiyatroları Müdürlüğünün Görev ve Çalışma Yönetmeliği. Gazetelerden okuduğumuz kadarıyla, hazırlayanlar, açıklama bölümünde gelebilecek itirazlara karşı kendilerini savunacak bazı klasik argümanlar kullanmışlar. Denilmiş ki; kabul edilen yeni yönetmelik gelişen şartlara ve ihtiyaçlara cevap verirmiş(yenilikçi yönetmelik!), son yıllarda kendini yenileyemeyen ve yeniliklere açılmayan Şehir tiyatroları son yıllarda önemli seyirci kaybına uğruyormuş(sizce bu inanılır bir sav mı?) Repertuar oluşturma yetkisi, genel sanat yönetmeninden alınarak, İstanbul belediyesi yöneticileri, kültür ve sanatla ilgilenen dernek ve vakıf temsilcileri ve üniversiteden gelen katılımlarla oluşan bir kurulun elinde olacakmış!(Bizler saf ve temiz insanlar olarak o kurulların tamamen hak eden, kültür sanat çevresinden gelen insanlarca oluşacağına inanacağız!)

Olayın öncesinde, sofu kesimlerden yükselen ‘Şehir Tiyatrolarında müstehcen oyunlar oynanıyor!’ jurnalları üzerine belediye içinden sözkonusu yönetmelik taslağının sessizce ve şimdiki bağımsız yönetimden gizli olarak hazırlandığı ve geliştiği ifade ediliyor.
Herhalde iktidar sahipleri ‘parayı veren,düdüğü çalar!’ şeklinde düşünmüş olmalılar ki, böylece şehir tiyatrolarının bağımsızlığına baltayı vurmaktalar.

Bu yönetmelik uygulanırsa; her benzer durumda yaşandığı gibi, iktidarlar o kurula ‘bizdendir!’ diyerek daha önce pek tiyatro izlememiş ve sanata uzak yandaşlarını atadığında; onlar da kendi zihin filtrelerini, dünya görüşlerini ortaya koyduklarında, sonuçta oyun seçimlerinin bundan sonra güdümlü olması kaçınılmaz olacaktır!
Yani oyun seçimleri sonrasında ideolojik ve siyasal tercihlere göre yapılacaktır!
Metindeki aykırı gelen söylemlere daha önce örneğini yasakçı rejimlerde duyduğumuz gibi müdahale edilecek, eserler katledilecektir.

Yorumlarda bu icraatin arkasındaki motiflerden birisinin de ‘muhafazakar sanat’ hayali olduğuna parmak basılıyor.
Ama samimiyetle düşünün; muhafazakar sanat olur mu? Sanatın ruhu zaten aykırılıktır, farklı söz söylemektir vesayete direnmektir.

Sanat bir otoritenin direktifleri doğrultusunda yapılamaz! Bu bizim şahsi görüşümüz değildir, eski Yunan, Roma ve rönesans dönemini yaşamış idrak sahibi dünya, bunları yaşamış ve özümsemiştir. Bu konu uygar dünyada dönem dönem yaşanmıştır. Sonunda insanlar kabul etmişlerdir ki, sanat sanat olabilmesi için bağımsız olması gerektir.
Güdümlü sanat anında kısırlaşır, ışığı söner! Güzel oyunlar olmayınca seyirci tiyatrodan çekilir. Zaten bağımsız yapılı oyuncu ve yönetmen çok önceden sahneden çekilmiş olacaktır.
Önceleri bedava davetiyelerle salonların ön koltukları biraz doldurulur, ama ya sonrası?

Yönetimler nedense hep sanatın muhalif duruşundan ürkmüşlerdir. Ama bu sanatın doğasında vardır. Yandaş sanat diye bir şey olmaz. Olursa da, bazı ilçe belediyelerinin kültür salonlarında sahneye koydukları ilkokul müzakeresi tadında denemelerden öteye geçemez.

Sonuçta bu icraatı yapanlar; ‘amacımız bu değil!’vs. diyeceklerdir ama sağduyusu olan herkes bilecek ki, durum sansür girişiminden, yasakçılık düşkünlüğünden başka bir şey değildir!
Neden güzel şeyler uzun sürmez ki? İyi ve güzel olanı yapmak zor, yıkmak kolaydır.
Kültür ortamı bir fırtına ile çölleşebilir.
‘Ama özel tiyatrolar var!’ diyebilirsiniz. ‘İsteyen özel tiyatroya gider!’ derseniz, ‘Ekmek bulamayan, pasta yesin!’ demiş olursunuz.
Bundan sonrası tek umut, aslında aydın yaratılışlı biri olan başkan Kadir Topbaş’ın bu yönetmeliği geri çevirmesi.

Yoksa Şehir Tiyatrolarına elveda!


Cengiz ÖZDER
17.04.2012

Facebook ta paylaş


Yazarın Tüm Yazıları...  -   Yazar'a mesaj yaz  -   Yorum Yaz 



 

Yorum Yaz

 

Tavsiye Et

Okuyucu Yorumları


 

SanatsalHaber Basın Konseyi üyesi olup Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. SanatsalHaber'de yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede yayınlanan yazı ve fotoğrafların her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Copyright © 2008-2015 SanatsalHaber.com.